Siyaset ve Politika

Gehlen Örgütü « CIA Operasyonları

CIA'nın en önemli operasyonlarından biri, daha servis doğmamışken başladı. Çok sayıda Nazi lideri İkinci Dünya Savaşı'nı kaybedeceklerini anladı ve ileride Sovyetler Birliği'ne karşı açılacak olası bir savaş konusunda, Hitler'den habersiz ABD ile görüşmeler başlattı. Geleceğin CIA Başkanı Allen Dulles, 1943 yılında İsviçre'nin Bern kentine giderek, bu etkili Nazilerle gizli görüşmeler yaptı.

Dulles, resmi olarak CIA'nın öncülü OSS'nin (Overseas Secret Service-Denizaşırı Gizli Servis) ajanıydı. Fakat, çoğuyla savaştan önce birlikte çalıştığı Nazilerle özel işler yapmaktan geri kalmadı. Gerçekten de, Wall Street'in önde gelen hukuk danışmanlarından biri olan Dulles'ın, savaş sırasında da Nazilerle iş yapmayı sürdüren Standard Oil* gibi bazı müşterileri vardı.

Bu yüzden, Hitler'in Doğu Cephesi istihbarat şefi General Reinhard Gehlen'in Amerikalılara teslim olması sürpriz yaratmadı. Gerilen ev sahiplerinden sıcak bir ağırlama bekliyordu. Özellikle de, gizli bir yere gömdüğü ve pazarlıkta kullanmayı planladığı çok sayıda dosya nedeniyle...

General Gehlen, Virginia'daki Hunt Kalesi'ne kaçırıldı. Kendisini teslim alanları kısa sürede Sovyetler Birliği'nin Batı'ya saldıracağına ikna etmeyi başardı. ABD ordusu ve Gehlen "centilmenlik anlaşması" yaptılar.

Gizli anlaşmaya göre, Gehlen'in casusluk örgütü ("Gehlen Org" diye anılır), Almanya'da yeni bir hükümet kuruluncaya kadar ABD için çalışacak ve ABD tarafından finanse edilecekti. Bu süre zarfında Gehlen, ABD'nin çıkarlarıyla Almanya'nın çıkarlarının çatıştığını görürse, Almanya'nın çıkarlarına öncelik vermekte özgür olacaktı.

Gehlen, yaptığı anlaşma için Hitler'in halefi Amiral Doenitz'in onayını sağlamayı da garantiledi. Amiral Doenitz, Nazi ileri gelenlerinin kapatıldığı Almanya Wiesbaden'deki esir kampında rahat bir tutukluluk sürdürüyordu.

Gehlen Org, on yıl boyunca CIA'nın Doğu Avrupa'daki tek istihbarat kaynağı oldu. 1955'te, Almanya'nın CIA'sı BND'ye dönüştü. Elbette, BND, CIA ile işbirliğini sürdürdü.

Gehlen, CIA'nın çalıştırdığı tek Nazi savaş suçlusu değildi. Diğerleri arasında, "Lyon Kasabı" Klaus Barbie, soykırımın fikir babası ve Eichmann'ın yakın çalışma arkadaşı Otto von Bolschwing ve Hitler'in gözdesi SS Albayı Otto Skorzeny de bulunuyordu. Hatta, savaşın son döneminde rejimin Hitler'den sonraki ikinci adamı Martin Bormann'ın bile, CIA'yla bağlantılı olarak çalışırken kendini öldü göstererek Latin Amerika'ya kaçtığı yönünde kanıtlar var.

* Standart Oil, Rockefeller ailesinin şirketidir.

Ütopya « Görüşler ve Doktrinler

Thomas More (1516) tarafından ortaya atılmış olan ütopya sözcüğü, Yunanca lopos (yer) sözcüğüne olumsuzluk öneki eklenmesiyle türetilmiştir. Sözcük, 'hiçbir yerde' anlamına gelmektedir. Koyu bir Katolik olan Thomas More Utopia adlı eserinde, hiçbir yerde bulunmayan hayalî bir ülkeyi betimlemektedir.

Bu ülke, insanların bencilliğinden, tutkulardan, günahlardan sıyrılmış bir ülkedir; bir tür bireysel ve kolektif mükemmellik düzenidir; kitap zamanın İngiltere'sinin bir eleştirisi niteliğindedir.

Thomas More'dan itibaren ütopya sözcüğü, tüm hayali ve ideal toplum tasvirlerinin adı olmuştur. Ütopyalar, mutlu toplum tasvirleridir. Thomas More'un Utopia'sı dışında başka ünlü ütopyalar vardır; örneğin Güneş Ülkesi (Campanella), Yeni Atlantis (Bacon), Telemague (Fenelon), Candİde (Voltaire), Bougainviüe'in Seyahati (Diderot), Gulliver (Swift) gibi. Ütopik düşünceler, siyasal planda da Platon'dan sonra Proud'hon, Owen, Babeuf, Fourier, Saint-Simon gibi düşünürler tarafından temsil edilmiştir.

Öte yandan edebiyat tarihinde anti-ütopyalar bulunmaktadır; örneğin B. Lytton'un Gelecek Irk (1841), A. Huxley'in Dünyaların En İyisi, G. Orwell'in 1984'ü gibi. Neo-behevyoristlerden Skinner'in (1948) Walden Two adlı eseri, psikolojik bir ütopya örneğidir (Kitapta Frazier adlı psikologun kurduğu ütopik bir topluluk anlatılır: Bireylerin düşünceleri, duyguları ve davranışları, koşullanma yoluyla kontrol edilir; kişiler bu toplumda mutlu olacak şekilde yetiştirilir; dolayısıyla insanlar, aklını kullanarak değil, kullanmayarak akıllıca davranırlar; tepkileri otomatiktir, vb.).

Bireysel davranışların kontrolü, pek çok ütopyada ortak sorundur. Bu konuyu ele alan Moles ve Eysenck (1984), Avrupa Konseyi'ne sunulan bir rapordaki ardışık yazılarında, psikologların meslek etiği ve bilim anlayışı bakımından önemli bazı saptamalarda bulunmaktadırlar.

Eysenck'e göre bazı ütopyalarda (1984 vb.), bireysel yaşantıların ve davranışların kontrolüne, ideolojik bir entoksikasyon olayına yer verilmektedir. Bu, sansasyon basınının yarattığı bir ifadeyle 'beyin yıkama'dır. Orwell, eserinde bunun sınırlarını göstermiştir; total bir mutabakat olmadan, bunun başarılması imkansızdır ve her sistem, mutlaka kendi sapmalarını da üretmektedir.

Eysenck, bu tür eserlerdeki (örneğin Mekanik Portakal filmi) 'beyin yıkama' pratiklerinin, çoğu kez psikolojiye mal edildiğini, ancak bunların modern psikolojinin bulgularından beslenmediğini, 'beyin yıkama'nın bir tür işkence olduğunu ve işkencecilerin isteklerine uygun tepkiler almayı amaçladığını; modern işkencelerin eskilerden daha rafine oldukları iddiasının tartışmaya açık olduğunu ve en azından modern psikolojinin ilkelerini entegre etmediklerini vurgulamıştır.

Moles, tüm ütopyalarda bir tür kaçış (evasion) işlevi olduğunu, ütopyaların bu kaçışın yöneldiği 'başka yerler tasavvuru'nun gerçekten çok farklı olmadığını, zira bu başkalığın bilişsel pahasının optimal bir düzeyde olması gerektiğini belirtir; ona göre ütopya fonksiyonunun mass-media'daki yaygın biçimi, kurgu-bilim filmleridir.

Ütopyaların popüler versiyonu sayılabilecek kurgu-bilim yapıtları, bilim ve teknoloji gibi iki çağdaş mit üzerine odaklanan öyküler, canlı renkleri olan dünyalar anlatırlar. Bir mümkünler alanı sunarak değişen dünyada genel sosyal bir koşullandırma gibi işlerler.

Anti-ütopyada da, mümkün olan ortaya konur, fakat, 1984'teki gibi, eğer olabileceklerin 'dehşeti' konusunda genel bir mutabakat, yani bir karşı-konsensüs oluşursa, 'kendini gerçekleştiren kehanet mekanizmasının tersi işler ve yetkililer, sorumlular, karar vericiler bunların gerçekleşmemesi yönünde politika üretirler (Nitekim Huxley'in Dünyaların En İyisi, biyolojik planda olası bir geleceğe dikkati çekerek, bilim adamları arasında bir karşı harekete yol açmıştır).

Tarihte, başarısızlıkla sonuçlanan pek çok ütopya denemesi yanı sıra gerçekleşmiş ütopyalar da vardır. Bunların en tanınmışı, İspanya kralı III. Carlos'un Cizvitleri topraklarından kovmasının ardından Cizvitler'in Paraguay'da kurduğu ve 1607 ile 1768 yılları arasında 161 yıl boyunca yaşamış ve bir tür İnca devleti olan Redüksiyonlardır. Bunlar 5000 kişinin yaşadığı geometrik ve simetrik yapılı yerleşim merkezleridir.

Bunlarda komünist bir ekonomi vardır; herkesin gıda, konut ve giysi ihtiyacı karşılanır, normal günlük çalışma süresi 6 saattir, haftada 4 gün topluluk işlerine, 2 gün kişisel işlere ve pazar günü de dinlenmeye ayrılır. İç ticaret yoktur, dış ticaret vardır, vb.

Vexliard (1969) ütopyaların ortak bazı özelliklerini şu şekilde sıralar: Ütopyacı, rasyoneldir, duygusaldır, hümanisttir, eşitlikçidir, kolektivisttir, karşıtları (akıl-içgüdü, eşitlik-özgürlük, bireysel mutluluk-kolektif mutluluk, vb.) uzlaştırıcıdır. Ütopyaların rasyonelliği, mimarî ve kentsel alanda tekbiçimlilik, simetrinin temel bir değer olması, ekonomik ve demografik planlama, eğitimin gücüne inanç gibi boyutlarda kendini gösterir. Bu özellikler, ütopya olmayan yapıtları ayırdetmede kriter rolü oynayabilir.

Örneğin 1984 ve benzerleri, 'rasyonel sosyal organizasyonun ve teknik ilerlemelerin insana karşı bir nitelikte sunulmasından dolayı; insanlığın mutluluğunu geri gelmeyecek bir geçmişte veya kaybolmuş bir Altın Çağ'da veya Kaybolan Cennet'te gören mitoslar tse, mutluluğu insanın değil, doğa-üstü güçlerin eline vermeleri dolayısıyla; reform projesi şeklindeki seyahat yazıları, geleceğe ilişkin öğütlerden ibaret kalmaları dolayısıyla ütopya sayılamazlar.

Gladio « CIA Operasyonları

CIA, 1947 Ulusal Güvenlik Yasası ile kuruldu. Daha yasanın mürekkebi kurumadan, hortlaklar ordusu yasanın temel boşluğundan sökün etti. Yasada, CIA "zaman zaman Ulusal Güvenlik Konseyi'nin talimatları doğrultusunda başka görevler yapabilir, başka işlevler görebilir" deniyordu. Bu kasıtlı muğlak ifade, "ulusal güvenlik" adına, yarım yüzyıl canice faaliyetlerin yürütülmesinin kapısını açtı.

Ulusal Güvenlik Konseyi'nin zorunlu gördüğü ilk görevlerden biri, İtalyan demokrasisini yıkmak oldu; elbette demokrasi adına... İtalya, 1948 seçimlerinde solcu bir yönetimi işbaşına getirecek gibi görünüyordu. Milyonlarca dolar, Washington'un istediği adaylara, Mussolini'nin partisinin kahverengi gömleklilerinden arta kalan haydutlara ve öteki Nazi işbirlikçilerine İtalyanların oy vermelerini sağlamak amacıyla propaganda yapmak ve oy satın almak için dağıtıldı. Ayrıca, seçimin sonuçları ABD'nin istekleriyle bağdaşmadığı takdirde, yiyecek yardımının kesileceği dedikodusu yayıldı.

ABD, 1948 seçimlerinde, şiddete başvurmak zorunda kalmadan istediğini elde etti. Fakat, 1990'da ortaya çıktığı gibi, CIA, savaş sonrası İtalya'sında, haritalarda işaretli örtülü silah ve patlayıcı depoları bulunan gizli bir yan askeri ordu kurmuştu. Gladio Operasyonu (gladius Latincede kılıç demektir) adlı bu harekât için ileri sürülen bahane gülünçtü: Sovyet işgali tehdidi... Fakat gerçek amaç hiç de öyle eğlenceli değildi: Gladio'nun 15 bin askeri, hizadan çıktığı takdirde İtalyan hükümetini devirmek üzere eğitildi.

Benzer gizli ordular, çoğunlukla ve doğal olarak eski SS subaylarının komutasında Fransa, Belçika, Hollanda ve Batı Almanya'da da oluşturuldu.* Bu ordular salt Rusların yollarını gözlemedi. Büyük bölümü hâlâ açıklanmayan dev cephanelikler kurdular, solcuların kara listelerini çıkardılar, Fransa'da Cumhurbaşkanı De Gaulle'ü öldürme komplosuna katıldılar.

Gladio'nun pek çok üyesi, P-2 diye bilinen bir başka gizli örgütün mensubuydu. P-2 de CIA tarafından finanse ediliyordu. P-2, Vatikan, Mafya ve Dünya Antikomünist Birliği (World Anti-Communist League) adlı uluslararası faşist şemsiye örgütüyle de bağlantılıydı.

P-2'nin uzmanlık alanlarından biri provokasyon tertiplemekti. Kızıl Tugaylar gibi solcu örgütlere ya sızıldı ya bu örgütler finanse edildi ya da kuruldu. Sonuç, solun suçlanmasına neden olan, 1978'de İtalya Başbakanı Aldo Moro'nun öldürülmesi ya da 1980'de Bologna tren istasyonunun bombalanması gibi terör eylemleri oldu. Gerginliği tırmandırma stratejisinin amacı, şiddet eylemlerini kışkırtarak, İtalyanları, solun tehlikeli ve şiddet yanlısı olduğuna inandırmaktı.

* Gladio örgütleri, yalnızca NATO üyesi ülkelerde değil; Avustralya, İsveç, Norveç gibi Avrupa ülkelerinde de kuruldu. Merkezi, Brüksel'deki NATO Karargâhı. Gladio, İtalya'daki örgütün kod adı. Yunanistan'dakinin B-8 veya Sheep Skin (Koyun Postu), Belçika'dakinin SDRA-8, Hollanda'dakinin NATO Command, Batı Almanya'dakinin Gehlen Harekâtı veya Stay Behind ya da Sword, Avusturya'dakinin Schwert, Fransa'dakinin Rüzgâr Gülü, İngiltere'dekinin Secret British Network olduğu bu ülkelerin yöneticileri tarafından açıklandı. Bu örgüt, Türkiye'de ise Kontrgerilla diye anılıyor. Türkiye'deki Gladio örgütü, Türkiye'nin NATO'ya girdiği 1952 Mart'ından 6 ay sonra, 27 Eylül 1952'de Seferberlik Tetkik Kurulu adı altında kuruldu. ABD'nin 1974'teki silah ambargosuna kadar, bu örgütün giderlerinin ABD tarafından karşılandığını hükümetler bilmiyordu. Türkiye'deki Gladio örgütü 1965'te Özel Harp Dairesi adını aldığında, hâlâ ABD askeri yardım örgütü JUSMMAT ile aynı binada faaliyet yürütüyordu. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin düzenlenmesinde başrolü oynayan ÖHD, kamuoyunda Kontrgerilla olarak anılıyor. ÖHD, 1991'de tümen seviyesine yükseltildi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı adını aldı. (Y.N.)